Forum Nostalji - Türkiye'nin En Nostalji Forumu

Geri Git   Forum Nostalji - Türkiye'nin En Nostalji Forumu > Eğitim > Nostalji Ansiklopedi > E

Aa eklinde A2Beğeni
  • 1 gönderen Firuzende
  • 1 gönderen Firuzende

Cevapla
 
LinkBack Konu Araçları
Alt 11-01-2020, 13:29   #1
Forum Kıdemlisi
 
Firuzende - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt Tarihi: 02-11-2019
Mesajlar: 4,397
Rep Puanı: 10051
Rep Gücü: 105
Standart Entropi Yasası (Termodinamiğin İkinci Yasası)

Varlığın ve yokluğun yasası: Entropi

Entropinin doğasının basit açıklaması şöyledir:
Entropi değişimi, enerjinin dağılmasını ölçer. Belirli bir süreçte ne kadar enerji yayılır ya da (belirli bir sıcaklıkta) ne kadar yaygın bir şekilde yayılır? Meselenin özü budur. Kahve kreması veya gazın genleşmesi ya da havadaki parfüm molekülleri, moleküllerin başlangıç enerjisinin aynı kaldığı, ancak moleküllerin işgal ettiği hacmin arttığı 'ne kadar genişlediğinin’ incelendiği süreçlerdir.

“Bu dünyadan değil gözlerim,
Geçtim ben, ne varsa geçti.
Bir gölgeyim karanlıkta
Kargaşanın tohumuyum ben.”
Paul Eluard (çeviren: Sait Maden)

Entropi, genelde yanlış biçimde bir sistemin “arızalı durumu” olarak adlandırılan bir durum işlevidir. Nitel olarak entropi, bir süreçte atomların ve moleküllerin enerjisinin ne kadar yayılmış olduğunu ve bir sistemin istatistiksel olasılıkları veya diğer termodinamik nicelikler açısından tanımlanabilen bir ölçüttür. Entropi, ayrıca termodinamiğin ikinci ve üçüncü yasalarının konusudur ve bu yasalarda evrensel sistem ve çevrede entropi değişiklikleri ve maddelerin entropisi açıklanmaktadır.

Felsefi ve sanatsal açıdan da oldukça yoğun ilgi gören entropi meselesi, evrenin ve var olan her şeyin yazgılı olduğu kaçınılmaz bir sona temas etmektedir: Var olan her şey, bir sona ulaşacaktır, her şey dağılmaya ve onu oluşturan parçalara ayrılmaya mahkûmdur.

ENTROPİ NEDİR?

Entropi, termodinamiğin ikinci kanununun açıkladığı şeyin nicel bir ölçüsüdür: Maddesel dünyamızda bir süreç içerisindeki enerji dağıtımı. Entropi nitel olarak karmaşık bir kavram değildir. Elbette entropi kimi sözlüklerde veya 2002 yılı öncesi kaynaklarda yanlışlıkla tanımlanmış olmasına rağmen, kaos veya kaosun bir ölçüsü değildir.

Entropinin doğasının basit açıklaması şöyledir: Entropi değişimi, enerjinin dağılmasını ölçer. Belirli bir süreçte ne kadar enerji yayılır ya da (belirli bir sıcaklıkta) ne kadar yaygın bir şekilde yayılır? Meselenin özü budur. Kahve kreması veya gazın genleşmesi ya da havadaki parfüm molekülleri, moleküllerin başlangıç enerjisinin aynı kaldığı, ancak moleküllerin işgal ettiği hacmin arttığı ‘ne kadar genişlediğinin’ incelendiği süreçlerdir.

İkinci yasa, gerçekten de sıradan insanların yaşadığı tecrübelerin bir özetidir. Günlük pratik olaylarda enerjinin yayılması veya dağılması ile ilgili ayrıntılar, atomların ve moleküllerin muhtemel davranışı ile uygun bir biçimde ilişkilendirilebilir.

TERMODİNAMİĞİN İKİNCİ YASASI

Kimyada, genelde moleküllerin kinetik durumunda ve her yerde bulunan enerjiler, bir yoğunlaşmanın ardından, daha dağınık hale gelirler. Termodinamiğin ikinci kanununa göre, bir çevrim içeren herhangi bir işlemde, sistemin entropisi aynı kalacak veya artacaktır. Çevrimsel süreç tersininir (aksi yönde) hareket ettiğinde entropi değişmez. Süreç geri döndürülemez olduğunda, entropi de artacaktır. Tersinir bir süreci tanımlamanın en iyi yolu, bir filmi izlemekle açıklamaktır. Filmin ileri veya geri oynatılıp oynatılmadığını söyleyemiyorsanız, işlem tersine çevrilebilirdir. Bununla birlikte, filmin tersine gösterildiğini söyleyebiliyorsanız, işlem geri döndürülemez. Örneğin, bir yumurtayı kızartmak, bir binayı havaya uçurmak da geri döndürülemez işlemlerdir. Bu işlemlerin bir filmini yaparsanız, geriye doğru izleyebilirsiniz. Tersine çevrilebilir bir işlemin basit bir örneği, bir metal parçasını eritmek veya bir kalıba dökerek soğutmaktır. Değişiklikler sadece fizikseldir; dolayısıyla geri dönüşümlüdür.

Termodinamiğin yasaları, doğanın sıradan kanunlarının üzerinde bulunan, diğer yasaların dayandığı gereklilikler veya şartlara ilişkin özel yasalardır. Dünyanın simetri özelliklerini ifade eden birinci ve ikinci yasalar bulunmasaydı, başka herhangi bir yasa da var olamazdı. Tüm somut dünya süreçlerinin enerjinin dönüşümlerini içerdiğini ve toplam enerjinin daima korunacağını söyleyen ilk yasası veya enerji tasarrufu yasası, zaman çevrim simetrisini ifade eder. Yani, dünyayı birleştiren bir şey var; zaman içinde ileri ya da geri giderseniz yine de aynı kalır. Gerçekte, bu korunum yoluyla veya bütün gerçek dünya dinamikleri gerçekleşirken, ilk kanunun kendisi de bu değişimlere veya dinamiklere tamamen kayıtsız kalmaktadır. İlk yasa ile ilgili olarak hiçbir şey değişmez ve bu sadece bir simetri tanımıdır; belirli dönüşümler göz önüne alındığında değişmez, kayıtsız ya da değişmeden kalır ve birinci yasayla ilgili dikkati çeken nokta, (enerji miktarı) korunduğuna veya tüm dönüşümler sırasında simetrik kalmaya devam ettiğine ilişkindir.

FELSEFİ YAKLAŞIM

Önemli olan durumun kendisi değil, sürecin kendisidir. Bu evrendeki durumlar, soyut düşünme haricinde kesinlikle mutlak olarak her an bir akış halindedir. Bu evrensel özellikle yaşamanın doğru yolu, evrenin şeklini ve son kaderini modelleyen en temel ilkeyi anlamaktır. Entropi dediğimiz şey budur.

Termodinamiğin ikinci yasasının resmi tanımı şöyledir: İzole edilmiş termodinamik bir sistemin toplam entropisi zamanla artarak maksimum bir değere yaklaşma eğilimindedir. Entropi bir soyutlama olarak gösterilse bile etkisi oldukça gerçektir.

Madde / enerji dağılımı hakkında entropiyi somut bir olguymuşçasına konuşabiliriz; ancak varoluşun kendisinin gerçek kökeni ve anlamına dair daha fazla şey öğrenmek istersek bu eylem tali bir işlev görecektir. Bunun yerine, entropi ayrılmaz bir özellik olarak ele alınmalıdır. Eğer eğleniyorsanız, canlı zaman-uzay dokusu, soyutlanmış olan hiçlik (ölüm) ile sonsuza dek (ebedi yaşam) arasında dalgalanan temel süreç zorunlu bir hale gelecektir.

Basitçe söylemek gerekirse; -entropik harekette- sürekli bir oluşma süreci gerçekleşmeseydi evren bilindiği haliyle var olamazdı. Zaman ve sonuçta ortaya çıkan eylemler de olmazdı. Durağan varlığın muazzam boşluğuyla tüm evren hareketsiz bir tekillik halinde olurdu.

Entropinin diğer bir ilginç yanı da kademeli ve kontrollü olma sürecini gerçekleştirmesidir. Entropi farklı bir yapıya sahip olsaydı evren yaşamı sürdürmek için fazla dengesiz ya da şiddetli olabilirdi. Enerjiyi ısıya dönüştürmeden, yaşam ve ölüm var olamazdı. Bu nedenle, entropi bu sürekli dönüşümün temelidir.

Bilimsel entropi kavramı veya fiziksel sistemlerin denge ve hareketsizliğe doğru yönelme eğilimi, doğa bilimleri tarihinde merkezi bir yere sahiptir. Zamanın doğasından ve geçmişten geleceğe, düzenden ve düzensizliğe, hayatın bağlı olduğu temel süreçlerden ve evrenin nihai kaderine ilişkin hesaplara dek her yerde göze çarpmaktadır. Termodinamik, son yirmi yılda yeni evrensel işleyiş görüşümüzü bir dengeye kavuşturacağımız koşulları revize eden Kaos ve Karmaşıklık Teorisi’nin yeni alanlarıyla birlikte, dramatik bir bakış açısı değişikliği yaşamıştır. Gilles Deleuze doğaya dair felsefesinde, entropi ile ilgili soruları detaylı biçimde ele alır ve aslında birbiriyle ilişkili kavramsal araçların yeniden tasarlanmasına felsefi bir katkı yaptığı kabul görmektedir. Yine de bakış açısı tamamen kararsızdır; Termodinamiğin temel prensiplerini, fiziksel dünyanın olaylarını hesaba katarak kolayca kabul ederken, kozmosun düzensizliğe ve durgunluğa ulaşacağı uzun vadeli bir sürecin kaderimiz olduğunun düşünüldüğü kaçınılmaz bir sona karşı direnir. Deleuze, entropinin, prensipte yalnızca somut evrende gözlemleyebileceğimiz ancak ‘sanal’ olan potansiyel olayların alanına ilişkin kabul görmeyen bir anlayışa uygulanabilen bir ‘aşkın yanılsama’ olduğunu iddia eder.

HER ŞEYİN SONU MU?

Entropi, felsefi bir araç olarak dünyamızın geleceği açısından oldukça kötümser bir görünüm sunmaktadır. Bu gerçek enerji açısından kaçınılmazdır ve böyle kabul edilmelidir. Toplumumuzun, ekolojinin, ekonominin ve teknolojinin, sanatta yeteneksizliğin ve küresel sıkışmanın eşitlenmesi de dahil olmak üzere tüm yönleriyle ısıl ölüm, zaman okunun karakteristik bir özelliğidir. Sorunun olası bir var mıdır? Ölüm, zaman çizgisinin sonu mudur? Zaman okunun hedef aldığı nokta ölüm olsa da ‘kaos teorisi’, alternatif olarak ısıl ölüm ve dünyanın yok olmasından daha çok umut veren yeni olasılıklar sunmaktadır. Hayat her zaman öğeleri arasında bir farklılaşmaya dayanmaktadır ve varlığın ortaya çıkabilmesi için de böyle olması kaçınılmazdır. Dikkatleri denge dışına yönelten kaos, davranış değişikliklerini ve bu nedenle faaliyetlerde ortaya çıkan farklılıkları temsil eder. Bu nedenle, denge ve ısıl ölüme karşı bir bakış açısıdır. Hayatta kalma umudu sunar. Tipik bir örnek, Darwin’in yazdığı türlerin evrimi teorisidir. Bu teoride genetik zincirlerin biyolojik bağlamda çatallaşması, Kaos Teorisinin bir örneği olarak düşünülebilir. Bir başka örnekse, nükleer reaksiyonlardan dolayı güneşten gelen kesintisiz enerjidir. Her ikisi de ısıl ölümün yenilgisi ve dünyanın geleceğinin sürekliliği açısından bir umut anlamına gelmektedir.


Tarkan Tufan
sessizkaranlık bunu beğendi.
Firuzende çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Alt 11-01-2020, 13:36   #2
Forum Kıdemlisi
 
Firuzende - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Kayıt Tarihi: 02-11-2019
Mesajlar: 4,397
Rep Puanı: 10051
Rep Gücü: 105
Standart



ENTROPİ NEDİR?

Entropi, en kaba tanımla, bir sistemin düzensizliğinin ölçüsüdür Entropi öylesine yararlı bir fiziksel kavramdır ki, pek çok disiplin içinde ayrı ayrı entropi fonksiyonları kullanılır Örneğin termodinamik entropi, topolojik entropi gibi Sistemin düzensizliği arttıkça artan herhangi bir fonksiyon rahatça entropi fonksiyonu olabilir Örneğin bir bardak suyumuz olduğunu ve bunun içine bir damla mürekkep damlatıp gözlediğimizi düşünelim ve içeride neler olduğunu hayal etmeye çalışalım: mürekkep molekülleri başlangıçta kısa bir sure bir arada bir arada bekleştikten sonra su içine dağılmaya başlayacaklardır çünkü kendilerine çarpan su molekülleri tarafından değişik yönlere saçılırlar

Şimdi olağanüstü bir bilgisayarın sistemin bütün mümkün durumlarını sayabildiğini düşünün Sistemin bir durumu denildiğinde anlamamız gereken şey örneğin bir molekülün belirli bir koordinata ve belirli bir hiza; bir başka molekülün bir başka belirli koordinata ve hiza sahip olduğu bir konfigürasyondur Bardaktaki mürekkep örneğimizde bu tur durumların sayısının çok çok (hatta hayal edebileceğimizden de çok) fazla olduğu açıktır, ama neyse ki bu durumları saymak gibi bir ihtiyaç içinde değiliz zira bunların çok büyük bir kısmı mürekkebin moleküllerinin bardak içinde oraya buraya rasgele dağıldığı, düzensiz, yani yüksek entropili durumlara karşılık gelirler Bizim için bunların hepsi homojen durumlardır çünkü biz karışıma baktığımızda o molekülün burada, bir başkasının şurada olmasına aldırmadan, mürekkebin homojen olarak dağıldığını söyler geçeriz Yani olağanüstü sayıda farklı mikroskobik durum tek bir makroskobik duruma, yani homojen duruma karşılık gelir

Esasında suya her mürekkep damlatışımızda, mürekkebin dağılmasının nedeni budur Homojen bir makroskobik duruma karşılık gelen mikroskobik durumların sayısının fazlalığı onun olasılığını arttırır çünkü istatistik fizik yasaları bir makroskobik durumun olasılığının, ona karşılık gelen mikroskobik durumlarla orantılı olduğunu söyler bize

Ancak, su molekülerinin mürekkebi yeniden bir damla haline getirmesi ya da belki küçük bir köşede toplaması olasılığı sıfıra çok yakın olmakla birlikte, sıfır değildir Bu sadece moleküllerin çok özel hız ve koordinatlara sahip oldukları durumlarda mümkündür ve bu durumların sayısı da öylesine azdır ki evrenin başlangıcından bu yana bir kez olsun elde edilmiş olmaları bile pek muhtemel gözükmemektedir.

Hayatın İçindeki Entropi Nedir?

Örneğin bir salonun köşesinde bir kibrit çaktığımızda, kibritin ucundaki maddede depolanmış olan kimyasal enerji açığa çıkar ve bu arada yüksek hızla salınan gazın molekülleri, yakındaki hava molekülleriyle çarpışarak, onların kinetik enerjisinin artmasına yol açar. Bu hava molekülleri de, dışarıya doğru giderek genişleyen küresel kabuklar içindeki moleküllerle çarpışarak, onlara da kinetik enerji aktarırlar. Bir süre sonra; başlangıçta kibritin ucundaki maddede “derli toplu ve düzenli” bir halde bulunan enerji, tüm salona dağılmış, salondaki moleküller arasında, neredeyse eşit olarak paylaşılmıştır. “Düzensizlik” veya düzensizliğin bir ölçüsü olan “entropi” artmıştır. Benzer şekilde, başlangıçta kibritin ucunda “derli, toplu ve düzenli” görünen minicik katı parçacıklar kümesi, yani duman da, moleküllerle çarpışmalar sonucu, yani difüzyon yoluyla tüm salona dağılır. Bu tür süreçlerin, “tersi kendiliğinden yer alamaz’ ”anlamında “tersinmez” olduğu söylenir. Çünkü böyle bir kibrit yakma sürecini her birimiz defalarca izlemiş; fakat kibritin yakılması sonucunda salona dağılmış olan enerjinin, kendiliğinden tekrar sönmüş kibritin ucunda toplanarak kibriti yeniden ateşlediğini hiç birimiz asla görmemişizdir. Bu ikinci olay, fizik yasaları çerçevesinde mümkün olmakla beraber, kapalı sistemlerde kendiliğinden yer alan süreçlerde entropinin azalmamasını öngören “termodinamiğin ikinci yasası” (ΔS≥0) nedeniyle gerçekleşmesi olasılığı yok denecek kadar az olan bir olaydır.

Bir başka örnek, mutfaktaki tezgahın üzerinde bulunan bir yumurtanın yere düşüp kırılmasıdır. Başlangıçta karmaşık bir yapı içerisinde “derli toplu ve düzenli” olan bir atom ve moleküller kümesi, sonuçta “paramparça ve darmadağınık” bir hal alır. Düzensizlik artışıyla sonuçlanan bu olay da keza, “tersinmez” bir süreç oluşturur. Çünkü kırık bir yumurtanın kendiliğinden derlenip toparlanarak eski haline geldiği görülmemiştir.

Kırık bir yumurtanın kendiliğinden eski haline gelmesi olasılığının yok denecek kadar az olması demek, böyle bir olay gerçekleşemez demek değildir. Örneğin, yumurtayı öylesine paramparça etmiş olalım ki, moleküllerine ve hatta atomlarına ayrılmış olsun. Bu atom ve moleküller kümesini, dışarıdan enerji almak suretiyle tekrar bir yumurta haline getirmek mümkündür. Nitekim bir tavuk bunu hemen her gün yapar: Bahçede eşelenerek bulduğu besin maddelerini, enerji ve hammadde temini için kullanarak, yumurtalığında yepyeni bir yumurta sentezler. Bu yumurtayı oluşturan atom ve moleküller başlangıçta, bahçedeki değişik unsurlarda darmadağınık, iş bittiğinde ise, karmaşık bir yumurtanın yapısında derli toplu ve düzenlidir. Vurgulamak gerekirse, tavuğun bunu yapabilmek için dışarıdan “enerji ve hammadde alması gerekir. Fakat bu yumurtayı sentezleme süreci sırasında; nefes alıp vermekte, terlemekte, ara sıra tuvalete de gitmektedir. Bunların her biri, keza ‘tersinmez’ süreçlerdir; entropi artışına yol açarlar. Şöyle ki; tavuğun yumurtayı sentezlemesi nedeniyle gerçekleşen entropi azalması, tavuğun bu işlem sırasında gerçekleştirmek zorunda olduğu “tersinmez” işlemlerin yol açtığı entropi artışlarının toplamından daha azdır. Sonuç olarak, yumurtanın sentezlenme süreci sonunda; tavuğun bünyesindeki toplam entropi belki azalmış, fakat “tavuk+bahçe” sisteminin toplam entropisi artmıştır. Çünkü genişleyen bir evrendeki toplam entropi artmak zorundadır.

Entropi Yasası ve Yaradılış

Termodinamiğin İkinci Kanunu ya da diğer adıyla Entropi Kanunu, doğruluğu teorik ve deneysel olarak kesin biçimde kanıtlanmış bir kanundur. Öyle ki yüzyılımızın en büyük bilim adamı kabul edilen Albert Einstein, bu kanunu “bütün bilimlerin birinci kanunu” olarak tanımlamıştır. Bu yasa evrenin bir başlangıcı ve sonu olduğunu dolayısıyla materyalistlerin iddia ettikleri gibi sonsuz bir evrende yaşamadığımızı ispat eder. Ayrıca evrende kendi haline, doğal şartlara bırakılan tüm sistemlerin, zamanla doğru orantılı olarak düzensizliğe, dağınıklığa ve bozulmaya doğru gideceğini ispatlar ki bu da dolaylı olarak ateizmin en temel dayanaklarından olan evrim teorisini ciddi oranda temelinden sarsmaktadır. Buna göre;

Termodinamiğin birinci yasası bizlere evrende var olan enerjinin kendiliğinden var olamayacağını ve var olanın da yok edilemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Evrenin içinde var olan hiçbir mekanizma ya da güç bunu gerçekleştiremez. Peki, bu sıfır (big bang) anında evrende var olan enerji ve madde nasıl var olmuştur?

Termodinamiğin ikinci yasası ise evrende var olan enerjinin sürekli olarak kullanılmaz hale geldiğini ve bu entropi artışıyla bir gün evrenin tümüyle bozulup çökeceğini ortaya koymaktadır. (Spor yapmak için bir parkta 100 metrelik bir koşu yapıldığını, 100 metrenin sonunda yorulup koşamayacak hale gelindiğini ve bir yere oturulduğu düşünülecek olursa koşarken harcanmış olan ve bir daha kazanılamayacak olan enerjiye entropi denir.)

Şu an bizler sürekli bozulmakta olan bir evrende yaşamamıza rağmen var olan bir düzen sürmektedir. Eğer tüm evren materyalist düşüncenin iddia ettiği gibi sonsuzdan beri var olmuş olsaydı şimdiye kadar gerçekleşen entropi artışı evrenin çökmesine sebep olacaktı. Oysa evren hala varlığını sürdürmektedir. Bu yasalar bizlere evrenin bir başlangıç anında yaratıldığını açıkça göstermektedir. Tüm evren ve içinde var olan her şey bir başlangıç anında yaratılmıştır.

ENTROPİ YASASI’NIN FELSEFİ SONUÇLARI

Entropi ile ilgili bilgileri birçok kişi salt fiziksel bir konu olarak algılamakta ve ele almaktadır. Oysa Entropi Yasası, bizi çok önemli felsefi sonuçlara da ulaştırmaktadır. Bu, maddelenerek şöyle gösterilebilir:

1- Evrendeki ısı akışı tek yönlüdür ve bu akış geri çevrilemez (Termodinamiğin ikinci kanunu).

2- Buna göre evrende bir gün termodinamik denge oluşacak ve “ısı ölümü” yaşanacaktır. Kısacası evren ebedi değildir, evrenin bir sonu vardır.

3- Eğer evren sonsuzdan beri var olsaydı, aradan geçen zamanda evren çoktan termodinamik dengeye gelip “ısı ölümü”nü yaşıyor olacaktı. Ölümlü bir evren, sonsuzdan beri var olamaz.

4- Evren sonsuzdan beri var olamıyorsa demek ki evrenin bir başlangıcı vardır. Bu başlangıç durumundaki (t=0) evren, düşük entropili bir halden yüksek entropili duruma doğru gitmektedir. Entropinin sürekli olarak artıp hiç azalmaması, evrenin başlangıcının çok düşük entropili olduğunu gösterir.

Evrim teorisi canlılıkta basitten komplekse doğru bir değişim geçirdiğini söyler, oysa termodinamiğin ikinci kanunu böyle bir sürecin olmayacağını evrende var olan tüm sistemlerin bozulmaya doğru gittiğini ortaya koymaktadır. Dolayısıyla evrim senaryosu doğa yasalarına rağmen ortaya atılmış ve kesinlikle gerçekleşemeyecek olan bir senaryodur. Evrimci bilim adamı Roger Lewin bilimsel bir dergi olan Science’daki makalesinde evrimin termodinamik açmazını şöyle dile getirmektedir “Biyologların karşılaştıkları problem, evrimin Termodinamiğin İkinci Kanunu’yla olan çelişkisidir. Sistemler zamanla daha düzensiz yapılara doğru bozulmalıdırlar.

Bir başka evrimci bilim adamı Jeremy Rıfkin içinde bulundukları bu açmazı sözle itiraf etmektedir “Entropi Kanunu, evrimin bu gezegendeki yaşam için mevcut olan tüm enerjiyi dağıtacağını söyler. Bizim evrim anlayışımız ise bunun tam tersidir. Biz evrimin sihirli bir şekilde yeryüzünde daha büyük bir değer ve düzen artışı olduğuna inanıyoruz.

Ateizmin temel dayanağı olan Evrim teorisini yalanlayan sadece entropi yasası değildir. Her şeyden önce canlılığın cansız maddelerde ortaya çıkış düşüncesi mikrobiyoloji tarafından yalanlanmaktadır. Evrimciler hiçbir şekilde cansız maddelerin nasıl olup ta canlı maddeden meydana geldiğini açıklayamamışlardır. Fosil kayıtlarından, mikrobiyolojiye; genetik biliminden fizik yasalarına kadar tüm gerçekler yaratılış gerçeğini açıkça ortaya koymaktadır.

Görüldüğü üzere evrene neresinden bakarsak bakalım, hangi alanı incelersek inceleyelim bulduğumuz tüm izler, tüm işaretler bizi evreni yaratan nihayetsiz kudret ve kuvvet sahibi her şeyi bilen, gören ve her şeyi yerli yerinde bir ölçü ile var eden bir Allah’a götürecektir. Şimdiye kadar ateizmi destekleyen, ya da Allah’ın olmadığına işaret eden hiçbir ciddi ve tutarlı delile, kanıta rastlanmamıştır. Bilimin evrende Allah’ın kudretine birer perde görevi gören yasaları bulması ve incelemesi o yasaları yaratanın Allah olmadığı anlamına gelmez. Ya da Hawking’in son röportajındaki beyanında belirttiği gibi “Evrenin oluşumu bilimin gerçekliğine dayanır. Ama bu hiçbir şekilde, Bilim Kuralları’nı koyan ve onları da yaratan bir Tanrı olmadığı anlamına gelmez…”

Termodinamik

Termodinamik, enerji ile ilgilenen temel bilimlerden biridir ve mühendislik eğitimininde temel öğelerinden biridir. Bilindiği üzere Termodinağin 4 temel yasası vardır.

Termodinamiğin 2. yasası Nedir

Bu 4 yasadan içerisinden termodinamiğin 2. yasası entropiye göre; “ısı daima sıcak cisimden soğuk cisme doğru akar.” Buna bilinen basit bir örnek verecek olursak masa üzerine bırakılan bir bardak sıcak çay kısa sürede soğur. Ve bu durum birinci yasaya göre de aykırı değildir. Çünkü çayın kaybetmiş olduğu enerji, havanın kazanmış olduğu enerjiye eşittir. Ancak bu durum tam tersi olsaydı. Yani çayın ortamdan alacağı ısı ile soğumak yerine ısınması. Böyle bir durum olmayacağını biliyoruz, fakat olsaydı, bu sefer havanın kaybetmiş olduğu enerji, çayın kazanmış olduğu enerjiye eşit olacağından dolayı yine birinci yasaya aykırı olmazdı.

Entropi Alanı

“İnsan yapısı Düzenleyici Sübtil (ince) Enerji Alanı ile etkileştir. Buna kısaca DSEA diyelim. Bedenimiz sağlıklı durumda iken negantropi (negatif entropi) durumundadır. Bu da gençlik halidir. Dengesini kaybettiğinde ise pozitif entropi durumu olan karmaşaya düşer. En belirgin örneği kanser hücrelerinin üremesidir. Eğer DSEA ile etkileşimde bir tıkanıklık oluşursa yaşam gücü ve enerjisi azalır. Normal durumda bu etkileşme bizlerin çakra sistemi, oksijen, güneş ışığı, su ve yiyecek ile olur.”

Bu DSEA alanının fizikte sözü edilen Takiyon Enerji Alanı olduğunu söylüyor. Gerçekten de benim görüşüme göre Takiyon Enerjisinin düzen getirirci bir özelliği vardır. Size bu konuda görüşlerimi aşağıda aktarıyorum.

Einstein’ın görelilik kuramına göre ışık hızı sabittir ve harekete göre değişmez. Ancak görelilik kuramının hiç sözü edilmeyen bir başka sonucu vardır. O da ışıktan hızlı hareket edebilen parçacıkların da olabileceğidir. Eğer görelilik denklemlerinde v > c korsanız görürsünüz ki kütle sanal olmakta ve t (zaman) da –t haline dönüşmektedir. Yani, sanal kütleli, ışıktan hızlı hareket eden ve zamanda gelecekten geçmişe doğru giden parçacıklar söz konusudur. Bu parçacıklara ‘Takiyon’ adı verilmiştir. Ancak bu parçacıkların gerçek fizik alemde var olabileceklerine inanılmamaktadır.

Nedeni ise, ışıktan hızlı ve sanal kütleli parçacıkların hiçbir aletle gözlenemiyecekleridir. Bizim yapacağımız herhangi bir alet ışıktan yavaş giden parçacıklardan oluşacaktır. Zira evrenimiz bu türden parçacıkların evrenidir. Ayrıca sanal (imajiner ‘kök içinde eksi bir sayı’) kütleli bir parçacığı gözlemek mümkün değildir, çünkü sanal kütle ölçülemez. Bir diğer zorluk da Takiyonların gelecekten geçmişe hareket etmelerinden dolayı bizim ölçüm aletlerimizle girişime girmelerinin olanaksız oluşudur. Biz neden sonuç içinde geçmişten geleceğe gelişen olayları ölçeriz. Tersini ölçemeyiz zira evrenimizde nedensel olaylar hep geçmişten geleceğe doğru gelişirler.

Peki ama Takiyonlar nasıl davranırlar? Işıktan hızlı hareket ettiklerine göre onların termodinamiği bizimkinin tam tersi olacaktır. Düzensizlikten düzene doğru hareket edeceklerdir. Işıktan hızlı hareket ettiklerinden onların en yavaş hızı da ışık hızı olacaktır. Takiyonlar düzen sağlayıcı parçacıklardır ama bizim evrenimizle etkileşmeleri mümkün müdür? Evet, bunu da Kuantum kuramının belirsizlik prensibi sağlar. Nasıl ki radyoaktif bir çekirdek aniden bir gama ışını salarsa ve bu ışın ne zaman salınacağı bilinemezse, aynı şekilde hudut bölgede (ışık hızı bölgesinde) Takiyonlar bizim evrenimize geçip etkileşirler. Bu olaya ‘Tünel Olayı’ da denir.

Sanal kütleli Takiyonlar bizim evrenle çok kısa süreler içinde etkileşmektedirler. Bu Takiyon etkisi bizlere düzeni getirmektedir. Takiyon etkisinin getirdiği düzen yaşam enerjisi olarak da tanımlanabilir. Çünkü onlar negantropi getiripEntropinin azalmasına neden olmaktadırlar.

Yeryüzünde magnetik ve sonik (sesli) bir bütünsel ilişki içinde olan "morfik" bir beden yaratıyorsun. Böylece dünyanın örgüsü ile etkileşen bir enformasyon yolu oluşturuyorsun. Kutsal mimari biyolojinin morfik rezonans dilinde ve dengeli yapısında oluşmaktadır."

Bu ifade ilk anda karmaşık bir ifade gibi gelebilir. Bu bakımdan bir miktar açılıma gerek vardır. "Morfik" alan dediği İngiliz biyolog Rupert Sheldrake tarafından ortaya atılmış bir fikirdir. Bu görüşe göre yeryüzünde yaşayan canlı türlerininortak "Morfogenetik" alanları bulunmaktadır. Her canlı varlık bu alandan etkilenir ve bu alanı etkiler.

Belirgin bir değişim olması için kritik sayıda canlı varlığın bu değişime katkıda bulunması gerekir. Her canlı varlık (özellikle insan) bu alanla etkileşerek hem dünyanın enerji alanını değiştirir hem de ondan etkilenerek kendi değişir. Meditasyon yapan "yogi" kişilerde EKG (Elektro Kardiyo Gram) ölçümleri belli bir rezonans durumunun varlığını ortaya koymuştur.

Kalbin atışları harmonik ve dengeli iseler adeta kutsal bir biyolojik yapı oluşturmakta ve bu morfik beden dünyayı etkilemektedir. Yani kısaca insan evrenin bir holografik yapısı olduğunu söylemek mümkündür. İnsan nasıl nefes alıp veriyorsa, nasıl kalp atışları muntazam ritmler (ölçüler) içeriyorsa evren de aynı şekilde ritmik olarak titreşir.

Bu titreşimi bir var olup bir yok olma şeklinde yorumlamak mümkündür. Hatta daha ileri bir ifade kullanarak bilimin bu konuyu ciddiye alıp araştırmakta olduğunu söyleyebilirim. Eğer enerji süreksiz ve kesikli olarak aktarılıyorsa bundan çıkan anlam zamanın da bir bakıma süreksiz adımlarla ilerlediğidir.

Kalbin elektromanyetik alanının bir modeli mükemmel, torroidal bir şekil gösteriyor. Dr. Rein’e göre, böyle bir şekil süptil enerji transdüktörüdür, bir enerji formunu başka bir enerji formuna çevirir, çünkü takyon enerjisi olarak adlandırdığımız enerjiler gibi yüksek enerjilerin voltajını azaltmasını sağlayarak sonsuz sayıda harmonik üretir. Enerji güç kaybı olmadan harmonikler vasıtası ile yolculuk yapar. Bunu enerjiler için bir merdiven olarak düşünün. Sadece, sevgi ve birbirine bağlılık hislerinde olduğu gibi kalp tutarlı (koherent) olduğunda enerji güç içinde gelebilir. Düzenli bir sistemdeki rezonans ve uygunluk takyon alanına erişmenin anahtarıdır. (Ve belki aşıkların o kadar sağlıklı olmalarının nedeni budur)


yeniyasamokulu
sessizkaranlık bunu beğendi.

Konu Firuzende tarafından (11-01-2020 Saat 13:39 ) değiştirilmiştir.
Firuzende çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Konuyu aşağıdaki sitelerde paylaşabilirsin

Konu Araçları

Yetkileriniz
Konu Açma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB kodu Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konu Yazarı Forum Cevap Son Mesaj
Netflix’in Dizisi You’dan İkinci Sezon Fragmanı Firuzende Netflix 0 18-12-2019 01:53
Xiaomi'nin Yeni Oyun Telefonu Black Shark 2 Pro'nun İkinci Partisi de Hızla Tükendi Marquez Xiaomi 0 04-08-2019 19:01



Saat: 02:40


Powered by vBulletin®
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.